Ölümü Asla Unutmayalım!




Merhabalar

Geçen hafta arkadaşlarımla buluşmuş güzel bir gün geçirmiştim.  Eve geldiğimde telefonum çaldı arayan annemdi. Biraz konuştuk lafı uzatınca bir şeyler söylemek istediğini anladım. Biraz sonra amcamın damadının kalp krizinden vefat ettiğini söyleyince bir an duraksadım nasıl yani dedim öldü mü ? Haberi duyan herkes gibi çok üzülmüştüm. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun nurla dolsun, ışıklar içinde uyusun.
Sabaha biletimi alıp yola çıktım.
Annesi ve eşi perişan tabi. Allah geride kalanlara sabır versin.

MİM: Öykü Sever Blog Yazarlarının İsimsiz Öyküsü



Merhaba

Sevgili Deeptone bir öykü mimi başlatmış. Berlin Berlin arkadaşımız da öykünün ilk paragrafını yazarak giriş yapmış. Çok hoşuma gitti.  Ben de dahil olmak istedim ve elimden geldiğince öyküye hayat verdim. Mimleyen arkadaşım Sibella'ya( Sibella'nın günlüğü) teşekkür ederim. 😊  Bakalım öykümüz nasıl sonuçlanacak?  Şimdiden merak ediyorum. Yazarken çok keyif aldım. Okuyanlara da keyifli okumalar.
Sevgiler 😊 💙

Sıradaki mimlenen arkadaşımız
👉 https://bahceperim.blogspot.de



👉Öykü Bölümü:  Berlin Berlin
"Saçları terden yüzüne yapışmış, gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş, koşmaktan dizlerinde derman kalmamış bir şekilde sokağın büyük caddeye açılan köşesinden ana yola fırladı. Zifiri karanlıkta bir arabaya rast gelme umuduyla koşmaya devam etti. Yolun karşı tarafında beliren ışığa biraz daha yaklaştığında, birinin kendine doğru geldiğini ve fısıldayarak "Öykü" diye çağırdığını duydu."


👉Öykü Bölümü:  DeepTone
"Öykü, Öykü, Öykü!" Fısıldamaların şiddeti arttı: 'Öykü, kızım, hadi uyan, uyansana, hadi kızım, sabah oldu, okuluna geç kalacaksın, uyan!!!' Bir sıçramayla uyandı: "Ah anne, sen miydin beni çağıran, ne işin vardı ışığın altında?' 'Ne ışığı yavrum, kabus mu görüyordun sen, sana kaç defa dedim, uykudan önce gerilimli filmler izleme diye, hadi kalk artık, bir duş al, portakal suyunu iç ve dersine yetiş."


👉Öykü Bölümü:  Ebemkuşağı
"Neyse ki rüyaymış dedi Öykü. Derin bir nefes aldı. Sonra kalkıp lavaboya gitti. Yüzüne çırptığı suyla kendine geldi. Annesi içeriden; 'İki lokma bir şeyler ye!' diye sesleniyordu. 'Geç kaldım anne!' diyerek, odasına gidip aceleyle giyindi. Annesine bir öpücük gönderip masanın üzerinde duran bir bardak sütü içtikten sonra kendini dışarı attı. Hızlı adımlarla ışıklara geldi.

Tam caddeden karşıya geçmeye hazırlanırken acı bir fren sesi duydu. Bir an, geceki rüyanın etkisiyle arabanın kendisine çarptığını zannedip gözlerini kapattı. Sonra kendine gelip gözlerini açtığında yerde yatan bir kedi yavrusu gördü. Hemen kediyi kucağına aldı. Neyse ki birkaç ufak çizikten başka görünür bir yarası yoktu kediciğin. İlk dersi kaçırmıştı zaten. Eve dönüp annemden mi yardım istesem yoksa veterinere mi görürsem diye ikilemde kaldı Öykü."


👉Öykü Bölümü:  İncirli Kurabiye
"Ama kısa sürede toparladı kafasını. Düşünmesine gerek yoktu ki, ne yapacağını o çok iyi biliyordu. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. İçinde kelebekler uçuşmaya ve kalbi hızlıca atmaya başladı. Çünkü aklına gelen fikir onu heyecanlandırmıştı. Eve dönüp annesinden yardım almayacaktı elbette, kediyi veterinere götürecekti. Her gün okuluna giderken yolunu uzatıp kliniğinin önünden geçtiği, 'acaba karşılaşır mıyım?' düşüncesi ile kapısının önünde oyalandığı, aşık olduğu veterinere götürecekti kediyi. O veterineri de ilk, arkadaşının kedisini götürdüklerinde görmüştü... Zaten o anda da aşık olmuştu. Ondan sonra sürekli oraya gitmek için bahaneler buluyordu. Hatta veteriner onu geçen hafta kapısının önünden geçerken görünce içeri kahve içmeye çağırmıştı. Öykü o günden sonra daha çok görmek istiyordu veterineri. Hakkında bütün bilgiye sahipti.. Öykü daha üniversite 4. sınıftaydı, veteriner ile aralarında 3 yaş vardı..."

👉Öykü Bölümü:  Feri Peri
"Ayakları ondan evvel davranıp harekete geçmişlerdi bile. Hızlı adımlarla yürüyor, ılık sabah rüzgârını kızarmaktan kendilerini alamayan yanaklarında hissediyordu. Başını gökyüzüne doğru kaldırdı. Mavinin envaiçeşit rengine bürünmüş, güneşin anaç ışıklarından şahsına pay çıkarmaya çalışıyordu gök kubbe.

'Ne güzel bir Nisan sabahı..." dedi Öykü mutluluğun iksiri aşık olma hali ile sarhoş olurken. Küçük kedicik o sırada iyice kucağına yayılmış, karamel kahvesi tüylerini yalamakla meşguldü.

Bir sokak geçti, sonra bir sokak daha. Veteriner kliniği ile arasında sadece yirmi metre kalmıştı ki hemen yanı başındaki bir dükkanın camekanının önünde durdu. Camın yansımasında kendisini yeterince beğenene kadar üstüne başına bir çeki düzen verme gayretine girişti. Ensesinde topladığı koyu kumral saçlarını saldı. Saçlar omuzlarına düştü; perçemleri de küçük ve sevimli alnına. İşte şimdi hazırdı..."

👉Öykü Bölümü: Bir Yıldızın Hikayesi  (https://gunesebakarken.blogspot.com.tr/)

Heyecan içinde özel kliniğin merdivenlerinden çıkarken kalp atışlarının ritmini frenlemek istercesine elini göğsüne bastırdı ve her adımı ile yüreğinin derinliklerinde giderek daha da çoğaldıklarını hissettiği pır pır uçuşan sevgi kelebeklerine hemen oradan uzaklaşmalarını söyledi. Olabildiğince normal görünmeye gayret etse de kucağında taşıdığı yaralı minik kedi kadar ürkek ve narindi. Bekleme salonunda girdiğinde daha önce hiç karşılaşmadığı sarı saçlı, ela gözlü, beyaz önlüğün içinde bile oldukça alımlı görünen bir genç kız karşıladı onu. “Bu kız da nerden çıktı şimdi” dedi içinden. Öfkesini yatıştırmaya çalışarak “Tunç Bey müsait mi?” diye sordu ve ekledi “Minik kedinin durumu biraz acil de”. “Tunç Bey şimdi bir operasyonda. 15 dakikaya kadar çıkar. O müsait oluncaya kadar ilk müdahaleyi ben yapayım dilerseniz. Ben onun yeni asistanıyım, adım Seray” deyip onay beklemeden çekip aldı kediciği Öykü’nün kucağından. Onu muyene odasına doğru götürürken geride bıraktığı parfümün rüzgarından hiç hoşlanmamıştı Öykü. Asistanın mekanik kollarında muayeneye giden kedicik ise çaresizce teslim oldu kaderine. Müjde annenin biricik kuzusu ve mahalledeki en yakın kankası Bücürük’le bugünkü pinpon maçını iptal edecekti mecburen.





Sibella (Sibella'nın Günlüğü), https://sibellaningunlugu.blogspot.com.tr/

Öyle görünüyordu ki beklemekten başka bir şansı yoktu. Boş bulduğu bir sandalyeye yöneldiği sırada telefonundan gelen sesle aniden irkildi. Arayan Müjde’den başkası değildi. Ne diyecekti şimdi ona ? Düşünmek yerine telefonu açmaya karar verdi. Telefondaki sesle ikinci defa irkildi. ‘’Öyküü neredesin sen Allah aşkına okula da gitmemişsin bugün. Akşamki maçı unuttuğunu söyleme sakın bana! ‘’Derin bir nefes aldı ve Müjde dedi; ‘’ Söz veriyorum en ince ayrıntısına kadar anlatacağım ama şimdi değil. Maçı da ertelememiz gerekiyor. Kızma olur mu ? diyerek kapattı telefonu.Neyseki Müjde fazla kurcalamamıştı konuyu.
Telefonu çantasına koyarken , merdivenlerden inen Tunç’u gördü.Heyecanlanmayacağına dair kendi kendini telkin ederken Tunçta onu çoktan görmüştü. ‘’Öykü, dedi senin burada ne işin var? Şey diyebildi…Kedi.. araba çarptı da aklıma sen geldin. ‘’Çok iyi yapmışsın nerede şimdi? Seray ilk müdahaleyi yapmıştır, gel bi beraber bakalım nesi varmış senin kedinin. Seray adını duymaktan hoşlanmadığını fark etti ama muayene odasına Tunçla girecek olmak ona adeta zafer kazandırmıştı.Küçük bir müdahale sonrası kedicik de kendine gelmişti. Artık gitme vaktiydi. Oysaki gitmek hiç içinden gelmiyordu. Vedalaşırken dile getirmeye çekinir gibi tutuk bir tavırla şey dedi yine. Öğle tatili vakti geldi galiba, aç mıydın? Tunç biraz düşünür gibi oldu, aslında çok aç değilim ama şu köşe başında yeni bir pastane açıldı, tatlılarının güzel olduğunu söylüyorlar.Ne dersin tatlı yiyelim mi ?


👉 öykü bölümü: Mutlu yazar https://sezersadet.blogspot.com.tr

Öykü Tunç'un teklifini duyunca sevinçten çığlık atmamak için zor tuttu kendini. Sevincini belli etmemeye çalışarak tamam benim için uygun diyerek cevap verdi. Bir taraftan da Tunç'u süzüyordu. Tunç uzun boylu, geniş omuzlu, kumral, yeşil gözlü kendinden emin tavırlı, sakin bir gençti. Öykü'ye gülümseyerek hadi çıkalım dedi.
Tunç Öykü'nün ilgisini fark etmişti. Bu ilgi hoşuna da gitmişti fakat belli etmedi. O da Öykü'yü beğeniyordu. Neden olmasın diye mırıldandı. Aslında tanımak da istiyordu onu. Gördüğü diğer kızlardan farklıydı. Doğal, saf bir görüntüsü vardı. Üniversite hayatında  hiç ciddi ilişkisi olmamış, kimseye güvenememişti.

Pastanede oturup biraz sohbet ettiler. Havadan sudan konuştular. Daha sonra Tunç Öykü'nün okulunu sordu. Bu sene bitireceğini öğrenince çok sevindi. Tunç'un ses tonu  o kadar yumuşak ve etkileyiciydi ki hiç susmasın konuşsun istiyordu Öykü. İkisi de çok keyif almıştı bu sohbetten.

Öykü Müjde'yi düşündü bir an, Tunç'u tanısa nasıl şanslı olduğunu söylerdi Öykü'ye herhalde.
Az sonra Tunç ayağa kalktı. 'artık gitmem gerekiyor iş beklemez' dedi. Öykü'ye dönüp, yarın tekrar buluşalım istersen  diye gülümsedi.
Öykü bu gelişmeden çok mutlu olmuştu. Hiç bu kadarını beklemiyordu. Yeni bir aşk mı başlıyordu acaba? Tamam yarın görüşürüz diyebildi. Tekrar buluşmak üzere vedalaşıp ayrıldılar..

Mim sırası bekleyen arkadaşların listesi:

https://bahceperim.blogspot.de
https://deepinsideones.blogspot.de
https://www.deryaninsporgunlugu.com
http://notslab.com/
http://lesecretdelaliberte.blogspot.de
http://1661hayat.blogspot.de
http://okumagunlugum.blogspot.de
http://www.elmaspiriltilari.com
bayraskol.wordpress.com
https://girift0.blogspot.de
https://acemidemirci.blogspot.de
http://sevilcevirgen.blogspot.de/
https://aynahikayesi.blogspot.de
https://halil-ben-halil.blogspot.de
http://beydaninkitapligi.blogspot.com.tr
http://sevdeninsiirler.blogspot.de
http://buummansessiz.blogspot.de
http://www.elestirmenadam.com
http://sessizkaldim.blogspot.de/
http://sevimli-kitaplar.blogspot.de/
http://benimblokumbu.blogspot.de
http://hayatciviltisi.blogspot.com.tr
https://fairytaleess.blogspot.com.tr/
https://cagdasipekk.blogspot.de
http://gezegeninsihri.blogspot.de

Agresif ve Zor İnsanlar


Anne karnında dinletilen müziğin çocuğu etkilediğini belirten uzmanlar gürültülü müziğin agrasif bir kişilik ortaya çıkardığını söylüyorlar..


Bu güzel sıcacık Pazartesi sabahından merhaba Dostlar☺❤

Bazı insanlar bu dünyaya sırf mutsuz olmak için gelmişler diye düşünmeden edemiyorum. Hiç bir şeyden memnun olmayan sürekli  her şeyi eleştiren, sürekli her şeye söylenen kendisiyle barışamamış bu insanlar sadece kendilerini değil yakın çevresindeki insanlara da mutsuzluk verebilmektedir. Mutlaka hepimizin çevresinde bu tür insanlar vardır. Kimseyi kaldıracak gücüm olmayan ben, eskisi gibi tolerans gösterip sabırla o insanla ilişkimi sürdürmeyi bırakıyorum. Hiç Öyle kimsenin kaprisini çekecek durumda değil artık insanlar. Herkes çok değil bir miktar huzur istiyor. 
Bu tür insanlar sanki dünya onların etrafında döner gibi davranırlar. Mutlaka  çatacak, yakınacak bir şeyler bulurlar. Kendi enerjilerini tükettikleri gibi karşısındakinin  enerjisini de tüketirler.
Hep mutsuz, karamsar, huzursuz insanlardır.
Bu insanlarla uğraşmak gerçekten çok zor. Hiç bir şeyden ikna olmayan bu insanlarla tartışmamak gerekiyor çünkü kavgadan beslenen negatif enerji veren  bu tür insanlarla uğraşmak sabır gerekiyor. Sabrınız varsa buyurun uğraşın  ama  yoksa en iyisi onlardan hemen uzaklaşın..
Ben kendi adıma çevremde olan bu tür insanlardan sıkıldım, yoruldum. Artık tahammülüm kalmadı. Bu yazıyı yazmaya karar verince biraz araştırdım ve anlatılanların gerçekten bu kişilere çok uyduğunu gördüm. Hatta buna pasif agresif kişilik bozukluğu deniliyormuş.
Siz de bakın bakalım sizin de çevrenizde bu tür insanlar var mı?

Özellikleri; Gergin, sürekli tepkili, her daim muhalif, alaycı, güvensiz, yanılmaktan hoşlanmayan. 
Nerede bulursunuz: Ofiste, internetde, her yerde. 
Nasıl tanırsınız: Çok çabuk sinirlenirler.
 Kendilerinde asla hata aramazlar, derhal suçu başkasına atarlar.
Yatıştırmak, gönül almak onlar için gereksizdir.
Karşılarında sürekli haksız eleştiriye maruz kalırsınız.
Kendilerini herkesten üstün görerek, altındakileri ezmek için özellikle kırıcı konuşurlar.

_Kalabalık ortamda sevmedikleri insanları gayet rahat dışlarlar. Herkese gülücükler dağıtırken sevmediği o kişiyi dışlamak için elinden geleni yaparlar
_Siz yokmuş gibi kabul etme konusunda üstlerine yoktur. Diyelim ki istemeden kırdınız Özür dilemeniz için kullanacağınız her türlü yolu kapatırlar. Karşınızda susarlar o sustukça siz delirirsiniz. 
_Kıskandıkları şeyler hakkında iyi konuşuyormuş gibi yapıp, aşağılarlar. Örneğin yeni bir elbise aldığınızda 'güzel elbiseymiş ama 36 beden olsan daha iyi yakışırdı' derler yada yeni bir ev aldığınızda 'hoş ev keşke aydınlık bir yer olsaydı' derler
_Duygu sömürüsü yaparak insanı baskı altında bırakırlar.

Küskün, asık surat ve tartışmacı bir tavır sergilerler. Otorite sahibi kurumları ve kişileri sürekli eleştirme ve küçümseme, başkalarını kıskanma ve kendi şansızlığını vurgulama, bir yandan saldırgan ve küstah davranırken diğer taraftan pişmanlık gösterme eğilimindedirler.

Önemsiz olaylardan büyük kavgalar ve tartışmalar çıkartma yeteneğine sahip kişilikler. Bağırıp çağıran tartışmayı fikir alışverişinden çok bağırarak kudurukluğunu belirtmek için yapan, Her şeye ters gidip 'Agresifim ben ' nidalarıyla kendini bir şey zanneden, kendi ezikliğini şiddet ile örtmeye çalışan, makul mantıklı insanların kendisi ile muhatap olmadığını gördükçe sinirinden deliren insan örneğidir..
 Görüldüğü gibi geçinilmesi zor bu tür insanlarla yaşamak için Soğukkanlı olmak ve büyük bir sabır gerekiyor...

Sevgiyle kalın ❤ 




Fotoğraflar alıntı





Teşekkür Yazısı




Merhaba Blog sever dostlarım

Geçen hafta  Zehra'nın Renkleri ve Kuşların İzinde bloglarının sahibi  Zehra Çelik Baltacının yapmış olduğu çekilişi  kazandığımı ve çok mutlu olduğumu buradan söylemek istiyorum. Güzel hediyeleri için Sevgili Zehra'ya  çok teşekkür ediyorum. Hediyelerini çok beğendim ☺❤ Hediyeleri özenle paket yapıp kargo ile göndermiş  ve içine de küçük bir not eklemiş.

Çekiliş hediyeleri; Carpediem yayın evinden suçlu kim kitabı, sürpriz sabundan kırmızı kaftan şeklinde kokulu sabun ve kendi yetiştirdiği sukulent.


Bloglarda yapılan çekilişlere hep katılıyorum fakat ilk defa hediye kazandım. Zehra'nın gönderdiği kitap tam bana göre büyük yazılı, insanı sıkmıyor, konusu da çok heyecanlı. Hemen  okumaya başladım, yarıladım bile :) Sonunu merak ediyorum...
Kitabın yazarı :1960 Marsilya doğumlu Jean Luc Luciani
Konusu: Marsilya'da özel bir okuldaki gözetmenlerden biri öldürülür. Polis suçluyu yakalamak için hemen soruşturma başlatır. Komiser Roullier kızıyla beraber bu işi çözmek için çalışmaya başlar.

Zehra'nın gönderdiği sukulenti saksıya hemen ektim bugün baktım tutmuş, artık yavaş yavaş büyümeye başlar. Zehra  çiçeği için çok endişe etti ama çiçek sapasağlam ulaştı elime. Elleriyle özenle yetiştirmiş endişelenmesi normal tabi ☺
Kokulu sabun da çok hoşuma gitti çok da güzel kokuyor.

Tekrar teşekkür ediyorum...

Sevgilerimle ☺❤

Bugün çektim ☺



Stres Yapmayın!



Merhaba sevgili okurlarım;
Bugün hava güzel,  güneşli insanın içini ısıtıyor. Baharı yaşadığımız bu günlerde havanın kapalı olması insanın ruhunu da etkiliyor açıkçası. Hava açıp güneş penceremden içeri dolduğunda içim de kıpır kıpır mutlulukla doluyor. Sizlerde bunu yaşıyor musunuz ?
Geçen yayınladığım yazımda bahsettiğim Psikoterapist uzman doktorumuzun stres ve stresle baş etmenin yolları söyleşisinden aldığım notları sizlerle paylaşmak istedim. Bunları öğrenmemizin şu günlerde hepimizin ihtiyaç duyduğu bir konu diye düşünüyorum.

Öncelikle uzun süre strese maruz kaldığımızda ağır hastalıklar oluşuyor. Bunu bilelim ki her şeye stres yapmayalım. Stresi mümkün olduğunca azaltmaya çalışalım.☺Elimizde mi ? diye soracak olursanız tabi ki bunu sağlamak kendi elimizde diye cevap vereceğim ben de size.

Stresi uzun süre ve şiddetli yaşadığımızda vücudumuzda ne gibi zararlara yol açıyor bir bakalım.
Sürekli stresin yarattığı hastalıklar:
-Damar daralması olabilir; bu sebeple kalbe kan akışı yavaşlayabilir
-Kolesterol artabilir
-Migren kaynaklı baş ağrıları, astım atakları ve alerjik reaksiyonlar tetiklenip artabilir
-Sindirim sürecini bozabilir. Kabızlık, ishal, ülser ve bağırsak kanserine sebep olabilir.

Eskiden reflü yoktu gastrit vardı ülsere dönüşürdü. Şimdi ise reflü çok var. İnsanlarda mide ağrıları, baş ağrısı, migren ağrısı, sinirsel ağrılar görülüyor. Sonra bu şekilde hastalıklar oluşuyor. Bu hastalıklar hemen olmuyor, zamanla stres ve sıkıntıların birikimleri  sonucu ortaya çıkıyor. O yüzden sıkıntılarımızı içimize atmayıp birilerine anlatmak gerekiyor. Bedenimizi dinleyelim beden bize bir şey söylüyor. Hatta bana neler oluyor diye kendinize sorun. Çoğu ağrıların sebebi stres  yani psikolojik ağrılar,  fiziksel hiçbir sebep bulanamıyor. Ağrılar olduğunda kendimize çeki düzen vermeli ve stresimizi kontrol altına almalıyız.
-Baş ağrısı, stres ve rahatlayamamaktan
-Mide ağrısı, yapılanları, söylenenleri hazmedememekten
-Boyun ağrısı kin, affedememekten
-Omuz ağrısı duygusal yükler, suçluluk
-Bel ağrısı maddi kaygılar sonucunda görülebilir.

Zamanla içimize attıklarımız, ifade edemediklerimiz birikip hastalık olarak çıkıyor. İçinize atmayın, içinizde kalmasın. 
Mükemmeliyetçi olunca stres artıyor. Kendimize hata yapmak için fırsat vermeliyiz. Hatalardan ders çıkarmalıyız. Televizyonda kötü olayları izlemeyin çünkü etkileniyoruz. Özellikle panik atak olanlar bunlardan uzak durmalı seyretmemeli. 
En çok yakın ilişkilerde sorun yaşanılıyor. Akraba ilişkilerinde yıkıcı değil yapıcı olmak gerekiyor.
Kendinizi kötü hissettiğinizde evde oturmak yerine dışarı çıkın. Doğa iyileştirici bir unsur. 
Kendini olduğu gibi kabul etmek, kendini sevebilmek, kendin olmak çok önemli. 
Yaratıcıya bağlı olmak ondan yardım istemek, duanın gücüne inanmak gerekiyor. Manevi duygularımızın sağlam olması stresi atlatmamızda büyük faydası var.
Güzel bir dua: Allahım değiştirebileceğim şeyler için bana güç ver, değiştiremeyeceğim şeyler için sabır ver, ikisi içinde akıl ver.
Amerika'da yapılan bir çalışmada çok beğendiğiniz bir tabloyu duvara asmak insanın ruhuna iyi geldiği görülmüş.
Londra'da bir bilim adamı farelerle ilgili bir deneyinde onlara azar azar stres vererek 2 yıl yaşatıyor. Farelerin ömrü  2 yıl fakat iyi şartlar sağlanarak 4 yıla kadar uzatılabilir. 


Gelin hep beraber stresin belirtileri nelermiş bir bakalım :
_Zihinsel belirtileri: 
Unutkanlık (Sınav sırasında öğrendiklerini unutma)
Kararsızlık( Doğru yanlış ayırt edilemez, ikilemler yaşanır )
Dikkatini toplayamama (Yapması gereken konuya odaklanamaz)
Bütün bu belirtiler aynı anda görülmeyebilir.
_Davranışsal belirtileri: 
Agresiflik (İlişkilerimizi bozar)
Uyku sorunları (Uykuya dalamama)
Yeme bozuklukları(Aşırı yeme veya hiç yiyememe)
Kaçınma tutum ve davranışları(Yapması gereken işi erteleme)
_Psikolojik belirtileri: 
Alınganlık-Söylenen her şeyden başka anlam çıkarma
Kendine güvensizlik-Başaramayacağım, ne yapsam olmuyor
Değişken ruh hali-Bir neşe, bir içine kapanıklık
Aşırı duygusallık-Ağlamaklı olma, hassaslaşma 
Tahammülsüzlük-Yetersiz ve çaresiz hissetme
_Fiziksel belirtileri:
Ağız kuruması
Kalp atışında ve solunum sayısında artış
Bütün vücutta, kol ve bacaklarda kaslarda kasılma, titreme uyuşma hissi, baş dönmesi
Ateş basması,yüz kızarması
Sıkça tuvalete gitme ihtiyacı
Stres her ne kadar psikolojik kökenli olsa da vücutta bir takım fiziksel tepkilere yol açar.

Uzmanlar hiç stressiz olmayalım demiyorlar tabi ki  dozunda az bir stres insana fayda bile sağlıyor. Denge hali önemli. Hiç bir şeyi abartmamak gerekiyor. İyide de kötüde de bu böyle olmalı. Stresin pozitifliğine bakıyoruz. Buna biz olumlu stresin dinamik gücü diyoruz.Stresin olumlu yönüne bakacak olursak: 
_Tetikte olmamızı, performansımızın artmasını sağlar
-Bizi üretken ve yaratıcı yapar. Sorunlarımıza yeni çözümler buluruz.
-İşleri halletmemizi sağlayan güç ve zindelik verir

Her bireyin kendine göre stres seviyesi vardır
Görüldüğü gibi stres hayatımızda olmalı fakat her şeyde olduğu gibi ne az ne çok dozunda olmalı.

Stresle yaygın başa çıkma stratejileri:
Gevşeme egzersizleri- Stresle başetme grupları ve gevşeme egzersizleri, stresle başa çıkmada etkili olacaktır.
Danışmanlık-Bir danışmanla konuşmak, strese sebep olan problemlerin belirlenmesine ve stres yaratan negatif uyarıcıların kırılmasına yardımcı olacaktır.
Fiziksel egzersizler- Düzenli yapılan egzersizler kas gerginliğini azaltır. Kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar.
Aile, arkadaşlar, sosyal gruplar gibi var olan destek sistemleri, stresli olaylarla ilgilenirken yardımcı olabilirler
Tatil- Kısa molalar vermek, stresin tepeye yükseldiği zamanlarda vücudun dinlenmesine yardımcı olur

Stres yönetiminin ilk kuralı, hiç bir zaman tek başına endişelenmeyin
Güvendiğiniz biriyle konuşun
Keyif aldığınız müzikleri dinleyin
Açık hava yürüyüşlerine çıkın 
Arkadaşlarınızla sohbet için zaman ayırın
Güvendiğiniz bir arkadaşınızla stres yaratan sorunlarınızı konuşun
Sağlıklı ve çeşitli beslenerek sağlıklı bir kiloda kalın. Yağ ve kolesterol oranını azaltın
Sevdiğiniz bir egzersizi düzenli yapın
Medya uyarıcılarını kısıtlayın
Rahat ve kaliteli bir uyku için bir uyku düzeni kurun
Mizahtan zevk alın. Çalışma alanınızı karikatürler ile dekore edin.
Pek çoğumuz stresle başa çıkabilmek için olumsuz yöntemler kullanırız. Bunlara örnek; Alkol, kafein, sigara, aşırı yeme vs. Bunlar vücuda daha fazla stres bindirir. Yapıcı başa çıkma yöntemleri, uzun vadede vücut için daha yararlıdır.
Başa çıkma, bireyin çevreden yada içten gelen baskıları ( İstekler, düşünceler, duygular) önleme yada üstesinden gelme mücadelesidir.
Dünyada stresle başa çıkmanın en iyi yolu başka birine yardım etmek olduğu anlaşılmış. 
Gerçekten de öyle bir yaşlıyı karşıdan karşıya geçirdiğimde yada bir çocuğa bir şey verip onu mutlu gördüğümde çok mutlu oluyorum.
Evcil hayvan beslemek de strese birebir iyi geliyor. 

Stresin bir tık sonrası anksiyete, depresyon olarak vücuda daha fazla zarar vermeye devam ediyor maalesef :( 

Öncelikle kendimiz için sonra çocuklarımız için iyi olmalıyız. Onun için kendimize iyi bakmalıyız. çocuklar hasta anne baba görmek istemiyorlar. Çocuklarımıza hasta bedenlerimizi miras bırakmayalım. 

mutlu günler ☺❤




Fotoğraflar bana ait

Lale Zamanı




Güzel bir İlkbahar sabahından merhaba ;
Dün arkadaşım telefonla arayarak Feneryolu gönüllü evinin ckm de (Caddebostan kültür merkezi) stres ve stresle başa çıkma yöntemleri konulu söyleşisi olduğunu gelmek isteyip istemediğimi sordu. Ben de tabi ki isterim dedim ve hazırlanıp havada güzel olduğu için sahilden yürüyerek gittim. Psikoterapist uzman Doktorumuzun sunumunu yaptığı söyleşide güzel notlar aldım. Bununla ilgili yazımı hazırlayıp ileri ki zamanda  yayınlacağım.☺ Oradan çıkınca yakınındaki parka uğrayıp bir sürü fotoğraflar çektim. Epey bir stres attım. Stres söyleşisinin ardından tam da söyleşiye uygun bir gün geçirmiş oldum :) Laleler, çiçekler, böcekler içinde harika bir ortam. Aileler çocuklarını getirmiş mutlu, neşe içinde. Dün Çocuklar gibi şendim ben de  ☺

Çok güzel dinlendirici bir müzik eşliğinde kuş cıvıltilarıyla harika bir bahar şenliği 😊
İlkbaharın güzelliğini, çektiğim bu fotoğraflarda hissedin. Soğuk kapalı günlerden sonra  gözünüz gönlünüz açılsın. Umarım beğenirsiniz.☺

Hepinize sağlıklı güzel günler dileğimle ☺❤


İstanbul caddebostan 60. yıl parkı




































































Göztepe 60. yıl parkı




Kadın olmak

Yine fırtınalı ve yağmurlu serin bir kış gününden merhaba dostlar. Dün hava Güneşli ve serindi, bugünse yağışlı. Beklenilen kar ha...